9 Mart 2011 tarihli İstanbul konseriyle grup Türkiye turnesine bana kalırsa iyi bir başlangıç yaptı. Öncelikle gelelim grupla ilgili bilgilere. Bu abilerimiz biraz çizgi dışı. İcra ettikleri "genre" ya da bakarsak türdeşleriyle ile uyum sağlıyor ve birbirlerini doğruluyor. Neyle mi ilgili konuşuyorum: post rock ile ilgili tabiki. Bununla ilgili konuşacak olursak yol olur gider. Ama kısaca ensturmantel iyi kompozisyonlu kafa ütülemeyen rock diyebiliriz. Bilenler bilir kemik dinleyicileri çoktur kendilerinin dün bir kez daha anladım. Ev arkadaşım ve benim bile inanamayacağımız derecede bir kalabalık hakimdi mekanda (mekan ile ilgili de ilerleyen zamanlar da söyleceklerim olacak.) Biz üç yüz kişiyi bulursak sevinelim derken ciddi bir kalabalık vardı, ne diyim sevindim böyle arkadaşları görünce ama siyah kalın çerçeveli gözlüklerine hiç girmiyorum :). God is an Astronaut 'un canlı performansına gelecek olursak. Hadi canım elektronik muzik yapan arada kalmış lirik bulunmayan şarkıları olan bir grubun canlı performansı mı olur diyecekseniz. Bknz. Tiesto hayranları. Konser biletlerini almadan önce en çok korktuğumuz şey albümdeki şarkıların stüdyodaki kaliteyi yakalayıp yakalayamacağı ya da grubun atmosfere karşı tutumunun ne olacağı idi. İki konuda da sınavlarını geçtiler. Nasıl mı dinleniyor bu abiler diye sorular var kafanızda biliyorum. Cidden ayakta bu adamları hangi ruh halinde ve hangi raconda dinleyeceğimizi bir süre düşündük üzerinde espriler yapıp gülüştük. Nitekim kolaydı dinlemesi her zamanki rockçı samimiyetini takınıp kafa salayanlar da vardı, gözlerini kapatıp onlar için yeni olan bu yolculuğa uyum sağlayanlar da vardı. God is an Astronaut gerek şarkılarına verdiği orijinal isimlerle, gerek alıp götüren müzikal altyapısı ile gerek de performansı ile beklentilerimi karşıladı. Siz yakınlarda konsere gidip gitmemek arasında düşünen arkadaşlar: Tavsiyem gitmeniz yönünde.
Konseri kaçıracak olanlar ve daha önce hiç dinlemeyenler için ise;
No comments:
Post a Comment